Rivayetler muhtelif, eskiler anlatırlardı: Tanrı insanları
yarattıktan sonra, onların günahkar olduğunu görmüş ve cehennemin başında toplamış.
İnsanların atası olarak Adem Aleyiselam’ı cehenneme atacakmış. Bütün mahlukat
çok zülmüş bu duruma, ama elden ne gelir. Herkes süklüm püklüm dururken, Mtsana
k̆inçi, Tanrıya “Adem ve insanlık için kendimi feda ederim” deyip, Adem yerine
kendisini cehenneme atmasını istemiş Tanrı’dan. Tanrı, kuşun ciddiyetini
sınamak için “O zaman at kendini cehenneme” der demez, Mtsana fırlayıp
cehenneme atayazmış kendini. Tam boynu cehennemin kaynayan ateş suyuna değince,
Tanrı kuşun samimiyetini anlayıp kuşu durdurmuş. Ve bu kuşun yüzü suyu
hürmetine Adem’i ve insanlığı günahlarından ötürü bağışlamış. İşte Mtsana’nın
boynu cehennem ateşine değdiği için kırmızıdır ve o günün hatırasıdır. Bu
kırmızılık, insanlara varlıklarını bu minnacık, zayıf, çelimsiz kuşa borçlu
olduklarını hatırlatır.
Bu sebeple, Mtsana k̆inçi insanlara yakındır, uzak duramaz
insanlardan. Ve bu sebeple Mtsana k̆inçiyi öldürmek, günahtır! Aman ha
çocuklar!
Çocukken Ǯarik̆ala’daki kar altında kalmış eski evimizde, annem bu
masalı anlatırdı, ışıklar kesildiğinde. Ağabeyimle kuş kapanları kurar, hep de
bu cana yakın Alisari de dediğimiz Mtsana’lar yakalanırdı. Üzülürdük günaha
girdik diye.
Şimdi de bu kuşu gördüğümde hep o karlı kışı hatırlar ve eski bir
dostu görmüş gibi olurum.
Babaannem şöyle bir şiir söylerdi Mtsana üzerine:
Ma mtsana vor mtsana vor, Ben
Mtsana’yım Mtsana’yım,
Şk̆i macida msk̆vana vor! Yedi
sofranın güzeliyim!
Domç̆vik̆o, omşk̆omik̆o, Pişirim yesen beni,
Ar amadvalana vor! Sadece
bir lokmacığım!
Arhavi taraflarında da Mtsana hakkında bu türden masallar,
hikayeler olduğunu bilirim; fırtınalarda ayaklarını göğe dayayıp göğün yere
düşmesine mani olmaya çalıştığı söylenir. Bu hikayesini de Arhavililer,
Hopalılar anlatsın.
Mtsana / Ntsana kelimesinin kökeni belirsiz, acaba mtsa / ntsa “gök”
ile mi ilgili?
Megreller bu kuşa gurç̆ita, Gürcüler de gulǯitela “kızıl-yürek”
diyorlar. Lazcadaki diğer isimi olan alisari de “sarı boyun” demektir.
Bu arada standart Türkçedeki adı kızıl gerdan’dır, ama bizim oralarda cennet
kuşu olarak bilinir. Bilimsel adı da Erithacus rubecula.
Dertli, hayatın sillesini yemiş, dost bir kuştur!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder