29 Mayıs 2014 Perşembe

İsa’yı Çarmıha Geren Asker Laz Mı?

İsa’yı çarmıha geren dört Roma askeri onun giysilerini kendi aralarında ganimet olarak paylaşırlar. Bu olay İsa’nın peygamberliğine bir gönderme de içerdiği için Hıristiyan teolojisinde önemli bir yere sahiptir. Olay İncil’de şöyle anlatılır:
“Askerler İsa’yı çarmıha gerdikten sonra giysilerini alıp her birine birer pay düşecek biçimde dört parçaya böldüler. Mintanını da aldılar. Mintan boydan boya tek parça dikişsiz bir dokumaydı. Birbirlerine, “Bunu yırtmayalım” dediler, “Kime düşecek diye kura çekelim.” Bu olay, şu Kutsal Yazı yerine gelsin diye oldu: “Giysilerimi aralarında paylaştılar, Elbisem üzerine kura çektiler.” Bunları askerler yaptı. (Mat.27:3244; Mar.15:2132; Luk.23:2643)”
Eşyaların paylaşılması olayı MS. 30 ya da 33’te meydana gelmiştir. Bu sırada Lazların Krallığı Lazika roma egemenliğindeydi. MS 79’da Colchis’e gelen Arrian, Roma İmparatoru Hadrianus’un vasalı olarak Lazika kralını ve Kral Malaseus’u da anmaktadır. O sıralar Lazika çok tanınmıyordu ve etrafındaki pek çok krallık gibi Roma imparatoruna bağlıydı. Onun stratejik önemi birkaç yüzyıl sonra, Pers-Bizans savaşlarıyla artacak ve diğer krallıkları kendine bağlayacaktır.
Bununla birlikte Lazlar diğer Colchis milletleri gibi çok eskiden beri Roma ve Hellen ordularında askerlik yapıyorlardı. MÖ. 400’de kaleme alınan Xenaphon’un  Anabasis adlı macera anlatısında Persia’dan (İran) Yunanistan’a dönmeye çalışan Hellen ordusunun Karadeniz sahiline indiğinde karşılaştıkları Makronlarla yaşadıkları olay Hellen ordusunda Colchisli askerlerin varlığını ispatlamaktadır. Makronlarla karşılaşan Onbinler, Makronlar’ın savaş düzeni aldıklarını ve naralar atarak üzerlerine taşlar savurduklarını görürler. Tam savaşın eşiğine gelmişken, Onbinler içerisinde, Atina’da kölelik ettiğini söyleyen bir hafif piyade bu halkın dilini bildiğini söyler: “Sanırım burası benim anayurdum. Bir sakıncası yoksa onlarla konuşmak isterim”. (Xenophon, Anabasis, VIII, 4)
MÖ. 400’de bile Hellen ordusunda Colchisliler varken, Milattan sonraki yıllarda Colchislilerin Roma ordusunda bulunmaları şaşılacak bir durum değildir. Kaldı ki Lazika Roma’ya bağlı bir vasal krallık iken.
Buradan İsa’nın elbiselerine geri dönelim.
Süryani Patrik Mihail’in Vakayiname’sinde şöyle yazmaktadır: “Aziz Efrem’in anlattığına göre, askerler İsa’nın dikişsiz entarisini parçalamamak için aralarında kura çektikleri vakit, kura Ghunkianos taburunun bir neferine isabet etmiş. Adam onu Galatya’da kendi memleketi olan Mokon şehrine götürmüş olup, orada bugün de yüceltilmektedir. Aslen Laz olan diğer bir asker, İsa’nın elbiselerinden kendisine düşen kısmı, kendi yurdu olan Egiatzik’de (Egiratsi) Kud şehrine götürerek bir cam kavanozun içine koymuştur. Kavanoz bugün kilisede asılı bulunuyorsa da kimse onunla alakadar olmuyor” 1224’te kaleme alınan bu Vakayiname’de bahsi geçen Kud şehri, Kytaea ve Kutatis olarak bilinen Kutaisi şehridir. Egitzik ise Lazika’nın Süryanice ismidir ki Gürcüler de Lazika’ya Egrisi, Ermeniler ise Eker derlermiş.
Yani, Süryani Patrik Mihail’in aktardığına göre, İncil’de bahsi geçen, İsa’yı çarmıha geren ve onun elbiselerini bölüşen dört Roma askerinden biri Kutaisli bir Laz’mış.
Tarihi rivayetler ikiye ayrılır, birincisi aslı astarı olmayan hikâyelerdir, ikincisi ise gerçeğin hatırlandığı kadarıyla muhafaza edilebildiği vesikalar.

Kanaatim, bu anlattığım rivayet ikincisine giriyor. Doğrusunu kim bilir!

6 Mart 2014 Perşembe

Supara Kelimesi Hakkında

Supara kelimesini Lazcaya kazandıran kişi İskender Chitaşi’dir. İlk 1932’te yayınlanan Çkuni Çhara, Albonişi Supara adlı kitabında yer alıyor bu sözcük. Ancak sanmayın ki kendisi bulmuş/uydurmuş. Hayır, kelime Osmanlıca olup, “Osmanlı döneminde okul kitaplarının genel adı” imiş. Yani supara “ders kitabı” demekmiş. Normal, düz kitap için İskender matsa kelimesini kullanmış aynı kaynakta. Matsanın kökeni filan henüz malumumuz değil. İlerde çıkar belki kökü, menşei.

Bizim entel Lazlarımız Türkçe kitabi yerine Lazca sandıkları supara’yı kullanmayı daha Lazca olduğu düşüncesiyle yeğlediler. Bununla birlikte supara standart Türkçenin sözlüğünde bile yer alan bir kelime, fakat pek kimsenin haberi olmadığı için Lazca sanmış olmalı. Biz bunu hep yapıyoruz sanırım!
Ayrıca “kitap” ile “ders kitabı” arasındaki ayrımı da pek dikkate almamış bu arkadaşlar. Ama İskender hep “ders kitabı” diye kullanmış supara’yı, Türkçedeki anlamına paralel olarak.
Supara standart Türkçede kullanılıyor dedik. TDK’nın sözlüğünde “eskimiş” notu düşülmekle birlikte yer almakta. Derleme Sözlüğünde supara (Bulgaristan) “Eski okuma kitabı, alfabe.” ve supara (Erzurum) “cüz; medreselerde okutulan ince kitaplara bu ad verilir. elif / emme suparası: elif / amme cüzü” gibi örnekleri de var.
Kelime Farsça su-pâre “30 parça” ya da Sanskritçe sū́tra “Budist öğretileri içeren kutsal metin ya da kitap” ile ilgili görülmüş, ama şimdi sözlük karıştıracak zamanım yok, o yüzden teyit edemiyorum.

Lazcada geleneksel olarak kitap anlamında bir kelimemiz yok. Hiç olmadı mı, kim bilir? Demek ki kitapla pek ilişiğimiz olmamış, olsa zaten bu halde olmazdık!

4 Şubat 2014 Salı

« ǯaribaçxuri » Hidroniminin Etimolojisi

ǯaribaçxuri buz gibi sularıyla tanınır
ǯaribaçxuri, Kaçkar Dağlarının Kuzey yamacındaki Cileni Ngola[1] yaylası içerisinde bulunan bir pınarın adıdır. Bu pınar, yaylanın Kaçkar Zirvesi’ne yaslanan üst tarafındaki bir kayanın altından doğar ve eğim boyunca birkaç yüz metre aktıktan sonra Zuğaşk̆ala mevkiinde, Zuğa olarak adlandırılan buzul gölüne dökülür.
Hidronimi[2] ilk kez Kartozia tespit etmiştir.[3] Daha sonraki derlemelerimizde birçok kaynak kişi hidronimi aynı şekilde zikretmiştir.
Bu yazıda söz konusu hidronimin ve özellikle bu hidronimin ikinci unsuru olan baçxur-i kelimesinin etimolojisi hakkında bazı değinimlerde bulunacağız.
ǯaribaçxuri hidronimi birleşik bir kelimedir ve ǯar-i “su; akarsu, dere, pınar” ile baçxur-i kelimelerinden oluşur. İlk unsur olan ǯari, Gür.[4]  ǯqali, Meg. ǯqari ve Doğu Laz. ǯk̆ari kelimesinin Batı Lazcasındaki şeklidir. Bu kelimenin etimolojisine uzun uzadıya değinmeyeceğiz.[5]
Hidronimin ikinci unsuru olan ve bizim bu makalede asıl konumuzu teşkil eden baçxuri ise günümüz Lazcasında sadece bu hidronimde karşımıza çıkan, anlamını bilmediğimiz bir kelimedir.
Kelime Gür. ვერცხლი verʒxli ve Meg. varçxili “gümüş”ün Lazcadaki şeklidir. PKZ’da weré1xl̥- olarak rekonstrukte edilmiştir.[6]
Kelimenin fonolojik geçmişinde PKZ ile Zanca arasındaki temel ses değişmeleri etken olmuştur. Zanca ve PKZ arasında sıkça görülen bu ses olaylarını inceleyelim.
*werʒ1xl̥- > *varçxur- > baçxur- değişimindeki ses olayları: /*e/ > /a/,  /* ʒ1/ > /ç/, /*l̥/ > /ur/ ~ /or/ ~ /ir/ ve /*w/ > /b/ değişmeleri ve konsonant önündeki /r/’nin düşmesidir.
PKZ /*e/ > Laz-Meg. /a/ olur.[7]  Temel ses değişmelerinden biridir.
PKZ
Gür.
Laz-Meg.
Anlamı
*meser-
 meser-i
 masar-i
“kazık”
*me-
 me
 Ma
“ben”
*lek̆w-
 lek̆vi
 lak̆vi
“enik”
*tes-
 tes-l-i
 tas-i
“tohum”
*eks1w-
ekvs-i
*akşw-[8]
“altı (6)”

PKZ /*ʒ1/ > Laz.-Meg. /ç/ olur.[9] Temel ses değişmelerinden biridir.
PKZ
Gür.
Laz.-Meg.
Anlamı
1xwir-
ʒxvir-i
*çxvic-[10]
“burun”
1ol-
ʒol-i
*çol-[11]
“zevce”
*z̆eʒ1xl̥-
*z̆eʒxl-[12]
*z̆açxur-[13]
“ateş”
1xar-a
ʒxr-a
çxoro
“dokuz (9)”
*oʒ1-
oʒ-i
eç-i
“yirmi (20)”
PKZ’da, özellikle kelime sonunda, önünde bir konsonant bulunan /*l̥/ > Laz.-Meg. /ur/ ~ /or/ ~ /ir/ (…Кl̥-i > …Кur-i ~ …Кir-i ~ …Кor-i) olur.[14]
PKZ
Gür.
Laz.-Meg.
Anlamı
*ʒxem-
ʒxeml-a
ʒxemur-i
“gürgen”
*txam-
tx˹r˺aml-i
txomur-i
“irin”
*is-
isl-i
isir-i
“Carex ssp.”
*zisx-
*zisxl-i[15]
zisxir-i[16]
“kan”
*z̆1-
z̆ağl-i
coğor-i
“köpek”
Kelime batı Lazcasında derlendiği için bu ses olayı ile ilgili batı Lazcasına has bir durumu belirtmek gerekir. Batı Lazcasında ve Doğu Lazcasının Viǯe (Fındıklı) Diyalektinde bu tür bir etimolojik geçmişe sahip bazı kelimelerin son hecesindeki /u/ seslisi düşebilir. Buna, bazı kompleks ses olayları da eklenince kelime tanınamaz hale gelir:
PKZ
Xopa-Arkabi-Megrelce
Viǯe-Art̆aşeni-Atina
Anlamı
*ʒxeml̥-
ʒxemur-i
ʒx˹r˺emb-i
“gürgen”
*txaml̥-
txomur-i
tx˹r˺omb-i
“irin”
1leml̥-
çelamur-e/i
çelamb˹r˺-i
“gözyaşı”
*tapl̥-
topuri
topri/torpi
“bal”
1abl̥-i
ç̆ubur-i
ç̆ubr-i/ç̆urb-i
“kestane”
---
mʒxuk̆ubur-i
ǯilik̆rumb-i
“suteresi”
Ancak bu ses olayı, bu tür kelimelerin hepsinde görülmez: daçxur-i, palur-i, osur-i, oşkur-i vs. Bunun başlıca nedeni /u/ düşmesi sonucu /r/ sesinin /u/ önündeki sese birleşip birleşememesidir. Bunun yanı sıra kelimenin hece sayısı da önemlidir.
baçxuri kelimesi bu açıdan daçxuri’ye tam olarak benzemektedir. Batı Lazcasında daçxuri kelimesinin /u/ düşmesi olayına maruz kalmadığı örneğinden hareketle baçxuri’de de böyle bir ses olayının olamayacağı rahatlıkla söylenebilir.
PKZ /*w/ > Laz.-Meg. bazen /b/ olur. Diğerleri kadar yaygın bir ses olayı değildir.
PKZ
Gür.
Laz.-Meg.
Anlamı
*waʒ1-
vaʒ-i
boçi
“koç”
*wenax-
venax-i
binex-i
“asma; üzüm bağı”
*xew-
xev-i
xab-i
“dere”
*̆tqaw-
t̆qav-i
t̆qeb-i
“deri, post”
Konsonant önündeki /r/ düşmesi. Daha çok iç hecede ünlüden sonra, konsonant kompleksinden önce gelen /r/ sesinin Lazcada ve özellikle Lazcanın batı diyalektinde düştüğü, bazen de yerini /n/ sesine bıraktığı görülmektedir.
markval-i         makval-i         “yumurta”
marçxa            maçxa             “sığ su; şelale”
marz̆gva          maz̆gva            “sol (taraf)”
borcg-i             bocg-i              “çatal ağaç”

Bu ses olayları, Zanca ile PKZ arasındaki temel ses değişmelerinden bazılarıdır ve bu değişmeler hakkında pek çok örnek ve materyale ilgili kaynaklarda rastlanabilir.[17]
Meg. varçxil-i < *varçxur- türevinde /u/ > /i/ ve /r/ > /l/ değişimleri söz konusudur. Bu ses olaylarından ilki günümüz Lazca ve Meg.’sinde sıkça görülür: daçxur-i/daçxir-i “ateş”, mç̆k̆ud-i/ ˹m˺ç̆k̆id-i “mısır ekmeği”, t̆ubu/t̆ibu “ılık, sıcak” vs. İkinci ses olayı ise özellikle etimolojik geçmişi *…Кl̥-i bitimli bir kelime için oldukça yadırganabilecek bir durumdur. Zira son heceleri …ur-i, …ir-i, …or-i şeklinde biten kelimelerin özellikle konsonantlarında bir değişim olması zordur. Belli ki bu örnek bir istisnadır ve belki de /r/’lerden kaynaklı bir disimilasyonun ya da Krt. varʒxli formunun bir sonucudur.
Ancak Klimov’un bu kökle ilgili gördüğü Meg. barçxal-an-s “parlıyor, kıvılcımlar çıkarıyor” fiilinde, kelimenin son hecesinin al, incelediğimiz Laz. kökün ur ve Meg. muadilinin il şeklinde bitmesi kelime kökünün aslen barçx-, bu unsurların da çeşitli ekler olabileceği şüphesini uyandırmaktadır.
Kelime hakkındaki genel bilgilerimize devam edelim. Svancada kullanılan warçxil “gümüş; para, akçe” kelimesi Meg’den ödünçlenmiştir.
Kafkas dillerinde “gümüş” anlamına gelen Avarca гIарац [Řarats], Lakça арцу [artsu], Dargva арц [arts], Tabasarca арс [ars], Arg. арси [arsi], Ermenice արծաթ artsat’  kelimeleri ile PIE *ar(e)-ĝ- kökü bu kelimeyle ilgili görülmüştür.[18]
Sonuç olarak hidronim içinde geçen baçxuri kelimesi, günümüz Lazcasında unutulmuş olmakla beraber “gümüş” anlamına gelmektedir. Bu kelime Ardeşen’e özgü bir form olup, Hopa taraflarında *baçxiri formunun beklenmesi gerekir. Bu hidronim de “gümüş suyu/pınarı” diye Türkçeye çevrilebilir. Buna benzer bir hidronime Megrelya’da da rastlanır: T̆obavarçxili.

Kaynakça
კარტოზია, გურამ: ლაზური ტექსტები II. გამომცემლობამეცნიერება”. თბილისი, 1993.
ფენრიხი, . - ზურაბ სარჯველაძე: ქართველურ ენათა ეტიმოლოგიური ლექსიკონი. თბილისის უნივერსიტეტის გამომცემლობა. თბილისი, 1990.
ფენრიხი, . - ზურაბ სარჯველაძე: ქართველურ ენათა ეტიმოლოგიური ლექსიკონი. თბილისი, 2000.
ჩიქობავა, არნ.: შედარებითი ლექსიკონიჭანურ-მეგრულ-ქართული. სსრკ მეცნიერებათა აკადემიის საქართველოს ფილიალის გამომცემლობა. ტფილისი, 1938.
KLIMOV, Georgj A.: Etymological Dictionary of the Kartvelian Languages. Editors: Werner WINTER, Richard A. RHODES, Mouton de Gruyter, Berlin - New York, 1998.
КЛИМОВ, Г.: Этимологический словарь Картвельских языков. Москва, 1964.
МАРР, Н.: Грамматика чанского (лазского) языка с хрестоматиею и словарем. СПБ. Москва, 1910.


[1] Bu yayla Ğvandi (Çayırdüzü) ve Mek̆alesk̆iriti (Dikkaya) köylerinin ortak tasarrufundadır.
[2] Hidronim: Onomastik’in akarsu, göl, deniz vb. gibi su ile ilgili unsurların adını inceleyen dalı.
[3] Kartozia s. 364.
[4] Kısaltmalar: Gür. – Gürcüce, Meg. – Megrelce, Laz. – Lazca, PKZ – Proto-Katrtvelo-Zan Dili, Zan – Zanca (Megrelo-Laz Dili).
[5] Penrixi-Sarcvelaz̆e, Klimov, Çikobava ilgili maddeler.
[6] Klimov kelimeyi werʒ1xl̥- (1964 s. 83; 1998 s. 52), Penrixi-Sarcvelaz̆e weʒ1xl-/werʒ1xl- şeklinde rekonstrukte eder (1990 s. 124).
[7] Penrixi-Sarcvelaz̆e 1990 s. 14.
[8] Modern Laz. anşi/aşi, Meg. amşvi.
[9] Penrixi-Sarcvelaz̆e 1990 s. 18.
[10] Çağdaş Laz. çxvindi/çxindi, Meg. çxvindi, Gürcücenin Guria diyalektine bir Zanizm olarak: ʒxvinca ‘büyük burunlu’.
[11] Çağdaş Laz. ve Meg. çili.
[12] Çağdaş Gür. ʒeʒxli.
[13] Çağdaş Laz. daçxuri/daçxiri, Meg. daçxiri.
[14] Penrixi-Sarcvelaz̆e 1990 s. 21.
[15] Çağdaş Gür. sisxli.
[16] Laz. diʒxiri/dinʒxiri, Meg. zisxiri.
[17] Penrixi-Sarcvelaz̆e 1990 s. 12-22.
[18] Klimov 1964 s. 18.