12 Şubat 2015 Perşembe

Lazcada Hıristiyanlığın İzleri: Günümüze Ulaşmış Yunanca Kökenli Hıristiyan Dinî Terimleri

Lazlar Hıristiyanlıkla erken dönemde tanışmış olsalar da, gerek Lazica (şimdiki Abhazya-Megrelya-İmereti-Guria-Acara rayonları) gerekse Tsanica (şimdiki Trabzon’un güneyi-Lazistan) bölgelerinde Hıristiyanlığın tamamen yerleşmesi MS 6. Yüzyılın sonlarını bulur.
İstanbul Ortodoks Kilisesi’nin (şimdi daha ziyade Fener Rum Ortodoks Kilisesi olarak adlandırıyoruz) Trabzon Metropolitliğine bağlı olan Lazistan bölgesinde (Lazia olarak anılıyordu) 1461’de Trabzon’un Osmanlılar tarafından zaptıyla birlikte İslamizasyon sürecinin başladığını söyleyebiliriz. Bu süreç oldukça yavaş ilerlemiş ve yaklaşık 1600’lerin sonunda ve 1700’lerin başında tamamlanmıştır.
Bu durumda Lazlar ortalama 1000 yıl kadar Ortodoks Hıristiyan bir toplum olarak varlıklarını devam ettirmişlerdir.
Hıristiyan dönemle ilgili olarak pek bir şey bilmiyoruz, ama kiliselerde ibadet dilinin Rumca olduğunu tahmin etmekteyiz.
İbadet dilinin Rumca olması, beraberinde bazı Rumca dini terimlerin, kelimelerin Lazcaya girmesine sebep olmuştur. Bu kelimeler günümüze değin korunmuş olmakla beraber bir kısmı gerçek anlamıyla değil, mecaz ya da yan anlamlarıyla muhafaza edilebilmiştir.
Her ne kadar Kartvelistler Ortaçağlarda Lazların ibadet ve edebiyat dillerinin Gürcüce olduğunu savunsalar da Lazcada Gürcüce tek bir Hıristiyanlık teriminin mevcut olmadığını hatırlatayım ve ekleyeyim; Lazcada Hıristiyan dini ile ilgili sayılabilecek kelimeler ya Lazca veyahut Yunancadır.
Şimdi Lazcada korunup günümüze değin gelmiş tespit edebildiğimiz Hıristiyan dini terminolojisi olarak değerlendirilebilecek Yunanca kökenli kelimeleri inceleyelim:

1. k̆ibori (Çxala) “tabut” < Yunanca κιβούρι kivúri (eski Yun. kibúri) “tabut” Pontos diyalekti: κιβόριν kivórin “mezar, kabir” Gürcüceye de girmiştir: კიბო k̆ibo “tabut”
2. k̆rima (Ardeşen), k̆lima (Arkabi) “yazık, günah” < Yunanca κρίμα kríma “yazık, günah”
Trabzon'da Litropi (temsili)
3. lit̆rop̆i “Ağustos ayının son haftasında kutlanan halk bayramı” <Yunanca ἡλιοτρόπιον ēliotrópion (< ἥλιος ēlios “güneş” + τροπή tropē “dönme, yönelme”) “Çiçek ve yaprakları güneşe doğru dönüp büyüyen bir bitki türü, gündöndü, güne bakan, Heliotropium; Güneş saati; Mücevher, değerli taş” demektir. Bununla birlikte Αγιλουτρούπης Ayilutrúpēs “Aziz/Kutsal Lutrupes” gününün Pontos diyalektindeki şekli: λουτρόπου lutrópu, λουτρόπ lutróp “24 Haziran’da kutlanan Vaftizci Iōannēs (John, Yahya) doğum günü yortusu” Vaftizci Yahya’nın idam edildiği gün olan 29 Ağustosta da Lazlar aynı adı veriyorlar. Vaftizci Yahya Hz. İsa’yı suyla vaftiz etmiş ve “Vaftizci” lakabını almıştır. Lazlar ve Doğu Karadenizliler arasında geleneksel olarak kutlanan litropi bayramında da suya özellikle denize girmek, birbirlerinin üzerine su sıçratmak adettendir. Bu dönemde suya kutsal bir koruyuculuk atfedildiği için köylüler de dahil olmak üzere herkes deniz kıyısına inerek suya girer, genellikle sığırlar da beraberinde getirilir, eşyalar da ıslatılır.
Türkçenin Trabzon ve Rize ağızlarında kullanılır: litropi “Yazın en sıcak zamanı 22 Temmuz”
4. mariaşina, maryaşina “Ağustos” Maria/Marya ve Lazca şina “anma, yad; yortu” kelimelerinden oluşur, Maria/Marya Yunanca Μαρία María “Hz. Meryem” demektir. Ortodoks kilisesinde 15 Ağustos Meryem’in Göğe Kabulü Yortusu’nun kutlandığı gün olduğundan ay da bu adla anılmıştır.
5. metimoni sadece metimonişa komoonu “(bir işi adam akıllı) bitirdi, sonuçlandırdı, halletti” deyiminde geçer. < Yunanca μεθ' ημῶν  (ό Θεός) meth’ ēmōn (o Theós) “(Tanrı) bizimledir” Pontos diyalektinde: μεθημῶ methēmō “tövbe”.
6. p̆ap̆a, p̆ap̆i “papaz” < Yunanca πάππας páppas “baba; papaz, rahip”. Yer adlarında da ratlanır: P̆ap̆ati, P̆ap̆avati, P̆ap̆aǯk̆ari, P̆ap̆adixa, P̆ap̆amt̆a.
7. aramoni (Çxala ağzı) “İlk doğan çocuk için düzenlenen bir eğlence, beşik düğünü” < Yunanca παραμονὴ paramonē “kilise dilinde, bayramdan öncesi; bir kadının ilk çocuğu için vaftizden önceki gün yapılan davet”
8. staroşina, straoşina “Eylül ayı” staro/strao ve Lazca şina “anma, yad; yortu” kelimelerinden oluşur, staro/strao Yunanca σταυρός stavrós “haç, çarmıh” demektir.
614 yılında, Persler ve Bizans İmparatorluğu Kudüs’ü ele geçirmek için birbirlerine savaş açarlar. Persler İsa’nın çarmıha gerildiği Haç’ı ele geçirirler. 627 yılında I. Bizans İmparatoru Heraklius Perslerle olan savaşı kazanıp karşılığında Haç’ı geri alır. Haç’ı İsa’nın Kudüs’de çarmıha gerildiği tepeye geri götürüp, Kutsal Kabir basilikasını restore ettirir. Kutsal Haç’ın geri getirilmesi Ortodokslukta 14 ve 15 Eylül arasında, iki gün boyunca süren ve “Kutsal Haç” olarak adlandırılan bir yortuyla kutlanır. İşte, eylül ayı bu yortuyu barındırdığı için bu adla anılır.
Bu aya Doğu Karadeniz’de de Yunanca stavrós kelimesiyle ilgili isimler verilir: ıstavrut “eylül ayı” (Caferoğlu 1946: 329), ıstavrit (Rize), istavrite (Rize), isdavroz (Gümüşhane) “eylül ayı”. Bu şekiller Yunanca (Pont diyalekti) Σταυρίτες Stavrítes “Eylül” kelimesinden kaynaklanır.
Yunanca σταυρός stavrós kökünden Lazcada me-st̆rav-u (Ardeşen) “surat asmak, yüzünü ekşitmek; ters ters bakmak” fiili de kullanılmaktadır.
9. tisya “kurban” < Yunanca θυσία tysía "kurban; adak; tanrıya sunma"
10. t̆art̆arozi sadece t̆art̆arozisteri “sert, haşin” deyiminde kullanılır. < Yunanca Τάρταρος Tártaros “Eski Yunan dininde yer altı dünyası; Hıristiyan metaforunda Cehennem"
11. xrist̆ana, xristona, xist̆ona “Aralık ayı” < Yunanca Χριστίεννα Khristíenna < Χριστούγεννα Khristúyenna “Noel, Hz. İsa’nın Doğumu” < Χριστός Khristós “Hz. İsa” + γέννα yenna “doğum”.
Türkçenin Karadeniz ağızlarında da Aralık ayı için benzer isimler kullanılır: hıstiyanar (Trabzon), huseyina, husreyinar (Rize), hüsriyenas (Sürmene) “Aralık ayı” < Yun. (Pontos diyalekti) Χριστιεννάρης Khristiennárēs “Aralık”


***
Bunlara din ile ilişkilendirilebilecek bazı dolaylı terimleri de ekleyebiliriz:
1. k̆alandari “yılbaşı gecesi; yılbaşında yapılan geleneksel tören” < Yunanca καλαντάρι “yılbaşı; yılbaşı töreni; takvim”
2. k̆andeli “gaz ya da yunus yağı ile yakılan küçük lamba, kandil” < Yunanca καντήλιν kantēlin “yağ lambası, kandil” Ayrıca bunun bir de diminitif formu da Lazcaya girmiştir: k̆andeliǯa “Yağ konan küp” < Yun. καντηλίτζα kantēlítza “küçük kandil”.
3. k̆at̆ar- (Ardeşen),  k̆atal- (Viǯe): ceç̆u cek̆at̆aru/ geç̆k̆u gek̆atalu “lanetler etmek” < Yunanca κατάρα katára “beddua, lanet, kargış”
4. lukuna (Xopa, Arkabi), lukna (Çxala), nukla (Viǯe), nuk̆ra (Ardeşen), luk̆na (Atina) “Mum; kandil; Balı alınmış gümeç, bal mumu; mecaza İyi ruhlu insanların mezarlarında yandığına inanılan ışık, nur” < Yunanca λύχνος lykhnos “lamba, ışık”
5. p̆arask̆e “Cuma günü” < Yunanca παρασκευή paraskevē “Cuma günü” Gürcüceye de girmiştir: პარასკევი p̆arask̆evi.
6. sabat̆oni, sap̆at̆oni “Cumartesi” < Yunanca σάββατον sávvaton (eski Yun. sábbaton) “Cumartesi”
7. t̆işi “talih, şans, baht” < Yunanca. τύχη tykhē (tişi şeklinde okunur) “talih, şans, baht” Bu kökten: t̆işura “şanssız, bahtsız”, t̆işuça “kara bahtlı” t̆işi celeri “bahtsız”, t̆işi sk̆ani mç̆urç̆a obğe! “vay senin haline!” gibi kelime ve deyimler de kullanılır.
Genel bir değerlendirme için Wolfgang Feurstein'in "Der sprachliche Reichtum der Kolchis" eserini öneririm!